19 Mart 2009 Perşembe

Kalp tamiri




Kendi yıkıntılarınızın altında kalmamak için14 adımda kalbinizi tamir edin!
Hayatta herşeyin tamiri mümkündür. Kalp de onarılabilir. Şayet kalbinizin ciddî bir restorasyona ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız, kendi yıkıntılarınızın altında kalmamak için işte size 14 maddelik reçete:
1- Üzüntü verici bir durumda müsait bir yere çekilip iyice üzülün. Bu hakkınızı lâyıkı veçhiyle kullanın. Ağlayın, üzülün, büzülün, süzülün, çözülün! Tamir edilecek yerleri ileride âniden çökmemesi için bazen çekiçle iyice yıktıktan sonra tadilata başlarız değil mi?
2- Yaşadığınız acıları size hatırlatacak mekânı ve arkadaş çevresini adım adım da olsa değiştirin. Çünkü siz elinizi bir yere vurduğunda az, başkası elinize vurduğunda daha fazla acıtır.
3- Sizdeki yoğun duyguların farkında olun, göreceksiniz ki bu farkındalık tamiratı kolaylaştıracaktır. Bir diğer adım: Kalp harabiyetinize sebep olan temel duygularınızı tesbit edin, onu iyice tanıyıp yakın takibe alın. Sonra da onunla mücadele yollarını arayın, bulun ve uygulamaya geçin! Çünkü birçok problem genellikle bir temel problemden kaynaklanır. Onu durdurmak, dizginlemek bazen en temel çözümüdür.
4- “Olan şeyde hayır vardır” sözünü hayat felsefesi edinin; elbette elinizden gelenin en iyisini yaptıktan sonra olan şeyi, yaşanan sonucu kastediyoruz. “Kismetine razı ol ki, rahat edesin!” Maddî ve manevî anlamda tedbirli ve donanımlı yaşarsanız, Allah sizi kötü sürprizlerden koruyacaktır.
5- Zihninizde olayların kuş bakışı fotoğrafını çekin hemen, bu fotoğrafta kendinize ve hayata daha objektif yaklaşmanızı sağlayacaktır.
6- Derin nefes almayı alışkanlık haline getirin, çünkü derin nefes kalbi rahatlatıp kendine getirir.
7- Alabildiğine affedici olun, kin tutan kişi kalp yıkıntılarının altında kalarak en büyük zararı kendisi görür. Bakın Allah, aklımızdan geçirdiğimiz en küçük bir pişmanlık niyetimize bile tevbe kabul ederek bizi affediyor. Affetmeme duygusu asla affedilmez.
8- Kalbiniz kıran, yıkan, perişan eden vs. ne varsa hepsini toplayıp büyükçe bir poşete doldurduktan sonra çöpe attığınızı ve onlardan kurtulduğunuzu hayal edin.
9- Şimdi sıra boşalan kalbinizi hayırlı şeylerle doldurmakla. Sakın boş bırakmayın, çünkü orayı derhal doldurmak için tetikte bekleyen bir sürü insî ve cinnî şeytan var! Hayırlı şeylerden kasıt, aklınızı ve kalbinizi beraber doyurabileceğiniz faaliyetlerdir. İşte size aklı ve kalbi beraber doyurmanın 3 yolu: Seçkin kitapları tekrar tekrar okumak, seçkin şahsiyetleri dikkatle dinlemek, bilerek seyahat etmek. Unutmayın: Boşluklar hemen dolar. Siz adım atmazsanız başkaları atacak, kalbiniz yine eski harap haline dönecektir.
10- Nefsinize çok ağır gelecek miktarda iyilik yapın, hayır hasenatta bulunun. Muhtaç bir ailenin veya kişinin ihtiyaçlarını karşılamayı üzerinize alın, yahut durumunuza göre en az 1 veya 3 öğrenciye 100 YTL burs verin. Meblağı şartlarınıza göre değiştirebilirsiniz, fakat “nefsinize ağır gelen miktar” olmasına dikkat edin.
11- Gıybet ve dedikodu kalp tahribatının en güçlü balyozudur, çok konuşmak yerine örnek teşkil edecek model davranışlar sergilemeye çalışın. Yani lisân-ı hâlinizle konuşun.
12- Hatalarınızı kabul edin, özür dileyin, yanlışta diretmeyin; böyle davranırsanız hata yapma riskinizi azaltmış olursunuz. Çünkü insan bir şeyin arkasında her zaman duracağını, sorumluluğunu üstleneceğini bilirse daha dikkatli hareket eder.
13- Muhabbetinize akıl katarsanız, size yakışmayan aşkların tuzağına düşmezsiniz. Kararlarınızı akıl ve kalp süzgecinden geçirin, yine de kararsız kalırsanız kalbinizin sesini dinleyin.
14- SON ADIM: Kalbinizi devamlı meşgul eden 5 şeyin listesini çıkarın. Bunları hayal” ve “gerçek” diye 2 sınıfa ayırın; “hayal”leri atın. “Gerçek”leri de “mantıklı” ve “mantıksız” şeklinde tasnif edin; “mantıksız”ları atın. “Mantıklı” ları da “uygulanabilir” ve “uygulanamaz” şeklinde sınıflayın; “uygulanamaz”ları atın. “Uygulanabilir”leri “şimdi” ve “gelecekte” diye ayırın; “gelecekte”leri atın. “Şimdi”leri de “acil” ve”ilk fırsatta” şeklinde tasnif edin; “acil”lere kafa yorun. Böylelikle “ilk fırsatta”kilerin de çoğunun halledilmiş olduğunu göreceksiniz.
Abdülkadir Akgündüz “Kalbin kendine has gerekçeleri vardır ki, akıl onları hiçbir zaman anlayamaz..

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Fatoscum,kalbin tamiri bu ondort madde ile yapilabilir mi,yapilirsa ne ala,ama ben derim ki ne kendi kalbinin kirilmasina musaade et cunku Amerika`da meshur bir psikolog der ki;insanlarin ne soyledigini veya ne yaptigini kontrol edemezsiniz,ama soylenilene ve yapilana nasil tepki vereceginizi kontrol edebilirsiniz,yani soylenilenlere ofke,kizginlik ve alinganlikla tepki verirseniz olan size olur,ne de baskalarininkini kir,kirdiktan sonra evet tamir edebilirsiniz belki ama kiymeti olur mu?dusunmek lazim uzerinde.
Guzel bir konuya deginmissin,kirmadan ve kirilmadan bir omur gecirmek dileklerimle,saglicakla kal..

**güle aşık ** dedi ki...

Haklısın teyzecim doğru söze ne denir,senin bana öğrettiğin bir sözun vardı çok hosuma gitmişti,insanlara yaklaşımın ateşe yaklaşımın gibi olsun fazla yaklaşma yanarsın cok uzaklaşma donarsın diye ,önsöze bunu da yazmalıydım. teşekürler yorumun için ..

Adsız dedi ki...

Yalvaralım O mühür sahibine...Ve O'ndan yardım isteyelim.
Bir selam verelim...Bir salâvat getirelim...
Bir gönül rızası alalım...Bir cümle yazalım.
Ve ne yaparsak, ALLAH için yapalım...
Bir gül yetiştirelim...Bir kandil yakalım...
Bir mum ışığı olalım...Bir düş kuralım...
Bir mecnun çağıralım Bir Bilal olalım...
Bir Sümeyye olalım...
Ve kalbimizde ağırlayalım, acımasız mızrakları...
Bir Filistin''li olalım...Bir tankın altına yatalım...
Bir Çeçen olalım...Sevdamıza koşalım...
Ve ölümü sevelim...
Ve biz,
Müslüman olduğumuzu UNUTMAYALIM !!!
Evet Kardeşim,
Artık sıra sende...
Ne yaparsan yap;
Bu Cuman ALLAH için olsun.
ALLAH için...Dualarda buluşsun yüreklerimiz.

Adsız dedi ki...

KİŞİLİK TOPRAĞIMIZ BAKIMA MUHTAÇTIR

“KURU AĞAÇ, BAHÇIVANA, ‘EY YİĞİT, HİÇBİR SUÇUM YOKKEN NE DİYE BAŞIMI KESİYORSUN?’ DER. BAHÇIVANSA, ‘SUS A ÇİRKİN HUYLU’ DER; ‘KURULUĞUN SUÇ OLARAK YETMİYOR MU SANA!” (HZ. MEVLANA-MESNEVİ)

Çocukluktan başlayarak kalp, ruh ve beyin topraklarımıza sayısız duygu, düşünce ve latife tohumları ekilir. Tohumun karakteri ve kalitesi neyse elde edilecekler de o kadardır. İşi baştan ciddi tutmak gerekir. Bir dünya toprağına tohum ekerken ne kadar hassas davranırız; toprağın sürülmesi, ıslah edilmesi, tohum seçimi, gübreleme, sulama, sonraki aşamalarda itinalı bakım… Kişilik toprağımız, dünya toprağından daha hassas bir bakıma muhtaçtır. Dünya toprağına kök salmış bir dikeni, zakkumu, ayrık otunu kökünden söküp ondan kurtulmak kolaydır; ama kişilik toprağında uç vermiş duygular, düşünceler kolay kolay sökülüp atılamaz.

Sana, kuru ağaçtan beter kötü duyguların için ayıplama gelirse, yerinde bil ve ayıplayanlara teşekkür et. Bu duygularını budamanın en önemli gerekçesi bunların “kötü” olmasıdır. Ayıplama sana değil, sendeki kötü duygularadır.

Ama nedense her ikazda gururun, “Bu bana nasıl yapılabilir?” Bahanesiyle ayaklanmıştır. Haksız olduğunu ne kadar erken öğrensen o kadar iyi olur. Şikâyet edip başkalarını suçlayacağına kökü kuruyası kötü duygularını bir an önce yok et de yerine gönüllere huzur verecek güzel huylar edin. Altın madenini nerede görseler hemen alır işler ve en seçkin süs eşyası yaparlar. Sonra da kulağa, boyuna, kola, parmağa takarlar ki bu eşsiz güzelliği herkes görsün.

Paslı demiri kim ne yapsın! Paslı demir, onu fırlatıp atan adama: “Beni neden atıyorsun?” diye şikâyet edebilir mi? Şunu derler paslı demire: “Sus ey suratsız, değersizliğin, paslı oluşun atılman için yetmiyor mu? Altın gibi değerli ol, par par parla, seni başlara taç yapalım.”

Tez davran da duygularını, düşüncelerini el üstünde tutulan madenler gibi kıymetlendir, parlat, ki onları fırlatıp atacak bir bahane kalmasın!

SELAM VE DUA İLE HAYIRLI AKŞAMLAR KARDEŞİM..

**güle aşık ** dedi ki...

Allah razı olsun büşra kardeşim,kalpler her yöne kayabiliyor bunun olmamasi içinde İslama sımsıkı sarılmalıyız ,tek sağma ve kaymalar bizleri felakete düsürebilir endisesiyle davranmalıyız . selamette kalınız ..