21 Ekim 2008 Salı

Ahlakı gelişim ve çocuklarımız..



Aristo'nun deyimiyle''Ahlak benimsetilmemiş bir çocuğa zeka ve beceri kazandırmak ,topluma terörist hazırlamaktir.Ahaksız genc beceriksiz gencten bin kat daha kötüdür,Evlatlarımıza güzel bir gelecek hazırlarken onların ahlakı yönünü ihmal etmemeliyiz,ben sıkıntı çektim onlar çekmesinden kasıtla çocukları ahlakı yönde dürüstluk doğruluk ve etrafimizdaki tuzaklara karşı bilinçli yetiştirmeliyz.Şimdiye çocukları internette başıboş,tvde dizilerdeki olagan üstü olaylardaki ''Tanrı''figüru (Allah) demiyorum ,barbi bebekleri ve onların ahlaksız halleri artık çocukarın yeni gözdesi. Ben çocuklarım için en iyisini isterken başka çocukları es geçemiyorum ,çünkü içim acıyor,Sahilimiz çok güzel birgun sahilde gezerken üç tane çocugumu kayalıkların içinde gizlice birşeyler yaptıkların gördum , küçük olanın bize bakıp birseyler dediğini anlayınca seslenmeden duramadım , orda ne yapıyorsunuz deyince telaslanan çocuklarım baslarını kayaların içinden çıkartınca sigara içtiklerini anladım,müdahele ettiğim için arkadasım bırak diyordu şimdi kötü birşey söyleyecekler dediğinde ,eğer benim çocuğum yasak ve yanlış bir iş yapıyor ve uyarmıyorsa kimseye kul hakkımı helal etmem dedim ,nihayetinde o çocukları bulundukları yerden çıkarttım ,ve ordan bana kızgın bir şekilde ayrılmak zorunda kaldılar sözün özu şuki neme lazımcılıkla bizler sorumluluklarımızdan kutulamayız ,ve başkasının çocuklarına bizim çocuklarımızcasına sorumlu davranmalıyız. Artık birbirimize karşı daha duyarlı olmaya davet ediyorum herkesi ..

19 Ekim 2008 Pazar

Kabağın sahibi var elbet ..



Kabağın Sahibi Vardır Elbet!Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir.Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir.. .Saç, sakal, bıyık, kas, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.- Vur usturayı berber efendi, der.Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri.Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş.Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur.
Ses çıkaramaz.Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa baslar.Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:'Kabak aşağı, kabak yukarı.'
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki,gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir.Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir.
Kabadayı oracığa yığılır, kalır.Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağında bir sahibi vardi elbet !. O gücenmiş olmalı!
Hikâye böyle...Ama hayat da böyle...Ensemize, kafamıza vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların, kabağın da bir sahibi olduğunu, bu sahibin de en affetmeyeceği şeyin kibir ve kul hakkı yemek olduğunu unutmaya başlayanlar, koltuklarına, makamlarına, rantlarına yapışanlar anlayacaklardır ...

15 Ekim 2008 Çarşamba

Ağla ey nefsim ..





Ağla bu gece ey nefsim, en çok da bütün bunlara rağmen kendini ‘haklı’ görmene ağla.Ağlamaya sebep mi aramıştın ey nefis! Al işte, bir çırpıda söylenecek uyarılar. Fakat bilmem ki, Yüce Rabbimiz’in (cc) ve Peygamber’in (sas) sözlerinin ‘tesir etmediği’ sana bu uyarılar etki eder mi?Hem öyle yalvaralım ki bu gece, Peygamber Efendimiz (sas), bizlere, burada rüyalarımızda, ötelerde de cennetinde kucağını açsın ve bizleri huzuruna mutlulukla çağırsın.Gel ey nefsim, bu geceyi Kur’an’la dopdolu geçirelim ve okuduğumuz ayetler, kabir aleminde nur olsun bizlere.Gel ey nefsim, Rabb’imizden, hakiki kurtuluşu, Hak yoluna infak edeceğimiz helal rızkı, dine hizmet edecek sıhhati, insanlığa ALLAH’ı ve Rasulü’nü sevdirecek aileyi isteyelim.Ya Rabbi! Bu mübarek günlerde Efendiler Efendisi’nin istediği bütün güzellikleri istiyoruz bizlere nasip eyle, kaçındığı bütün kötülüklerden de uzaklaşmak istiyoruz muhafaza eyle Ya Rabbi Amin..
AMİNNN...

Ağlanacak ne çok halimiz var öyle değilmi???AĞLA EY NEFSİM DÜŞÜN MUHASEBE ET İDRAK ET VE AĞLA...TA Kİ TÜM GÜNAHLARINDAN ARININCAYA KADAR TA Kİ Rabbinin karşına çıkabilecek güce kavuşuncaya kadar AĞLA NEFSİM....







13 Ekim 2008 Pazartesi

Benden küçük bir yazı



Aslında yazacak çok şey var ,fakat kelimeler söz gibi dökülemiyor yazıya ,

İnsan bazan kendiside sıkıntı içindeyken başkalarına teselli edebilmeli ,hasta olsanız da hastayı ziyaret edebilmeli,dostunuz gel dese gelemem işim var denemez .Bu türden olan şeyler çoğaltılabilir ,aslolan Allahın bizlere sunmuş olduğu bu güzel kalp için binlerce hamdetmektir,ne kadar engin ne kadar ucsuz bucaksız bir organ kalp ..

Kalpte ne varsa dışa o yansırmış, bazılarıda derki kalp neyle mesgulse yüzdede onunla ilgili parantezler açılırmış....Biz henüz daha bu lutfa mahzar olmuş kulllardan değiliz..

Bugun Hasan Basri hz. den kıssa okudum ,hep duyardım hatta annem anlatırdı küçükken ,anneye hürmeten dolayı evliya olan bu zatı ,hikayeyi pek çok kimse bilir ,bu zat annesine hizmet ederken annesi bu gece su istemış ''o'' suyu getirmeye gittiğinde annesinin uykuya daldığını görmuş ve başucunda bekleyerek elındekı suyu ısıtımış annesı uyanınca ılık suyu ona vermış ve annesının duasıyla evliyalık makamına ulaşmış..Bu öyle kolay bir makam değil Allah c.c bizleride onun lutfuna mazhzar eylesin . amin ..

7 Ekim 2008 Salı

Bütün şehitlerimize ..



Çoğaldı ölüme sevda çekenler Bahçesine ilahi aşk ekenler Zevkle şehadet şerbeti yürek yiğitleri dönmezler ki geri...Bu dava hak davadır Bunu bilelim Sumeyye'lerin Musab'ların izlerinden gidelim Dualarımızın başına hep onu koyalm Aşktır, sevdadır, bir tutkudur ŞEHADET . Şeytandan nefsini satın almaktır Düşün bir cennette ebedi kalmaktır Zalimin elinden bilki gül koklamaktır Ölürken tebessümle gülmektir ŞEHADET . Gece gündüz hep aşkıyla yanmaktır Ölürken cenneti garantiye almaktır Bedenini kanla, taprakla yıkamaktır Dünyayı gözlerden silmektir ŞEHADET . Ayakların titrememeli şehadete giderken Senalar yagıyor sana peygamberinden Karsılıgı cennetin en guzel yerinden Canını Allah'a satmaktır ŞEHADET. Kıyam eder karşısında dağlar, taşlar Şerefle gider ölüme egilmez başlar Şehidin arkasından dokülmez yaşlar Ağlamasin analar ayrılık degil vuslattır ŞEHADET